https://www.isarder.org/index.php/isarder/issue/feed İşletme Araştırmaları Dergisi 2022-06-30T00:00:00+00:00 Yrd. Doç. Dr. Melih Topaloğlu editor@isarder.org Open Journal Systems İşletme Araştırmaları Dergisi’nin yayın kapsamında; Stratejik Yönetim ve Örgütsel Davranış, Pazarlama ve Girişimcilik, Muhasebe, Finansman, Bankacılık, Uluslararası İşletmecilik, İşletmecilikte Araştırma Yöntemleri çalışmaları yer almaktadır. https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1696 A New Organizational Agility Assessment Approach Applied in the Logistics Industry 2022-06-25T20:58:21+00:00 Zeynep Gergin z.gergin@iku.edu.tr Mehmet Miraç Ak mehmetmiracak@gmail.com Eren Çolak erencolak607@gmail.com Mustafa Kayalar mustafakayalar.00@gmail.com Can Deniz Yavaşoğlu candenizyavasoglu17@gmail.com Can Deniz Yavaşoğlu candenizyavasoglu17@gmail.com <p>Purpose – Today, the variable and numerous demands from customers, changing market conditions and the depletion of resources have made agile working methods more necessary than in the past. In this study, it is aimed to increase the awareness of the concept of agility in companies and to accelerate the agile transformation processes. Design/Methodology/Approach – In this research study, a new measurement scale is developed to assess the current agility levels of the companies operating in logistics sector. The new instrument measures the agility levels of seven business processes for eight components of agility and an aggregated level for company agility score is identified. The detailed questionnaire, which is composed of 51 questions, is applied to 4 companies operating in the logistics sector, differing in size and structure, and their current agility level is evaluated. The weights for business processes and agility component are also defined sector based via Analytic Hierarchy Process (AHP) during the calculation of the final agility score. Due to the detailed structure of the tool, the results gave opportunity for a detailed analysis of the strengths and weaknesses of the business processes. Hence, custom recommendations could be made in order to improve the agility level of the company. Findings – It is seen that there are common elements like technology and innovation, that are highly effective on agility for every company studied, as well as there are prior elements to be focused that differ with the size and structure of the company. It is also concluded that companies need to be more agile as their operation size increases and they can meet these needs with managers who have an innovative perspective. Discussion – This study has developed its own methodology, its own research tool and recommendations, unlike previous studies in the field of agility. Aiming to bring a new link to the academic chain with these features, this project can shed light on more diverse studies in the field of agility.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1697 Türkiye Bankacılık Sektöründe Takipteki Kredileri Etkileyen Faktörlerin Analizi 2022-06-25T21:02:10+00:00 Özgür Özel ozelozgur@hotmail.com <p>Amaç – Makro ihtiyati politika araçlarının hedeflerinden biri de ekonomiye kredi akışının sürmesini sağlamaktır. Tahsis edilen kredilerin geri ödenmemesi yeni kredi tahsislerini ve böylece kredi akışını sınırlar. Bankacılık sektöründe aktif kalitesinin bir göstergesi olan takipteki kredilerin nedenlerinin tespiti ve kontrolü bankalar açısından da hayati öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı, makro ekonomik değişkenler ile Türkiye Bankacılık Sektörü takipteki kredi hacmi arasındaki ilişkinin analiz edilmesidir. Yöntem – Çalışmanın kapsamı, Türkiye Bankacılık Sektörüdür (TBS). Bu çerçevede sektörde faaliyette bulunan bankaların takipteki kredi hacmi üzerinde etkili olduğu düşünülen dört değişken belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan veri seti takipteki krediler ile birlikte, Sanayi Üretim Endeksi, bankalarca uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranları, kredi büyümesi ve döviz kuru değişkenlerinden oluşmaktadır. Değişkenlerin takipteki krediler üzerinde yaratmış olduğu etki VAR (Vektör Otoregresif) Modeli, granger nedensellik testi, etki-tepki analizleri ile incelenmiş ve analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan veriler BDDK, TCMB ve TÜİK veri tabanlarından elde edilmiş olup, analizde 2005-2019 dönemi ile sınırlı, aylık veriler kullanılmıştır. Bulgular – Bulgular, sanayi üretim endeksi değişimlerinin takipteki kredi değişimlerini açıklamada diğer değişkenlere kıyasla en önemli değişken olduğunu ve takipteki kredi değişimleri ile ters yönlü bir ilişki içinde olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, bankalarca uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranları, ortalama (USD ve Euro) döviz kurları ve canlı kredi değişimlerinin de takipteki kredi değişimleri üzerinde etkili olduğu ve bu değişkenler ile takipteki kredi değişimleri ilişkisinin aynı yönlü olduğunu göstermektedir. Tartışma – Banka grupları ve/veya kredi türleri itibariyle takibe dönüşümde etkili olan faktörler farklılaşabilir. Bu nedenler üzerinde yoğunlaşan farklı politika araçları uygulanabilir.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1698 Örgütsel Çift Yönlülük: Teknopark Çalışanları Üzerinde Bir Çalışma 2022-06-25T21:07:31+00:00 Burcu Yiğit brcygt@hotmail.com <p>Amaç – Bu çalışmada, örgütsel çift yönlülüğün demografik değişkenler üzerinde farklılaşıp farklılaşmadığını saptamak amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik, önce çalışmanın teorik kısmı üzerinde durulmuş, daha sonrasında ise çalışmanın bulgularına, sonuç ve tartışma kısmına yer verilmiştir. Yöntem – Bir Devlet Üniversitesi bünyesindeki Teknopark teknoloji firmalarındaki çalışanlar araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Kolayda örnekleme yoluyla çalışmaya 138 kişi katılmıştır. Araştırmada Attar (2014)’ün çalışmasında kullandığı Lubatkin vd. ye ait (2006) örgütsel çift yönlülük ölçeğinden yararlanılmıştır. Çalışmanın verileri internet ortamında anket formu dağıtılarak toplanmıştır. Çalışmadaki verilerin analizi SPSS 21.0 programı ile gerçekleştirilmiştir. Kaiser Meyer Olkin, Barlett Küresellik testi, Cronbach Alpha hesaplamaları sonrasında, tanımlayıcı istatistikler, faktör analizi, t-testi ve tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. İstatistiksel anlamlılık p&lt;0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular – Örgütsel çift yönlülüğün cinsiyete (p=0,673, p&gt;0,05); medeni duruma (p=0,491, p&gt;0,05); eğitim durumuna (p=0,248, p&gt;0,05); mesleki kıdeme (p=0,867, p&gt;0,05) ve iş yeri kıdemine göre (p=0,205, p&gt;0,05) istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir. Örgütsel çift yönlülüğün yaşa göre yararlanıcı alt boyutunda (p=0,041, p&lt;0,05) istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır. Çoklu karşılaştırmalarda ise, 25 yaş ve altı ile 36 ve üzerinde istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p=0,048; p=0,037, p&lt;0,05). Tartışma – Çalışma, örgütsel çift yönlülük alanında literatüre ve diğer araştırmacılara katkı sunmaktadır. Literatürdeki diğer çalışmalar ile benzerlik tespit edilememiştir. Bu bağlamda, konuya ilişkin daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1699 Organizasyona Karşı Hissedilen Psikolojik Sahiplenme - İş Performansı İlişkisi: Gıda Sektörü Örneği 2022-06-25T21:09:11+00:00 Derya Çevik Taşdemir dctasdemir@gantep.edu.tr Sümeyra Ceyhan sceyhan@bingol.edu.tr Gül Çıkmaz gul.ckmz@gmail.com <p>Amaç – Psikolojik sahiplenme ile özdeşen 'benim' psikolojisi ile çalışan işgörenler; iş performansı düzeyini arttırarak organizasyonlara rekabet avantajı sağlayabilmektedir. Bu doğrultudan hareketle araştırmada; psikolojik sahiplenme ile iş performansı kavramları arasındaki etkileşimi tespit etmek amaçlanmaktadır. Yöntem – Araştırmada Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’ndeki küçük ve orta ölçekli gıda işletmelerinde istihdam edilen 415 çalışandan anket yöntemi ile elde edilen verilerle psikolojik sahiplenmenin iş performansı üzerindeki etkileri ve demografik değişkenler arasındaki farklılıkların tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, betimsel analizler, güvenilirlik analizi, frekans, faktör, korelasyon, regresyon ANOVA ve T-Testi analizleri gerçekleştirilmiştir. Bulgular – Organizasyona karşı hissedilen psikolojik sahiplenme ile iş performansı arasında olumlu ve anlamlı yönde ilişki olduğu, ayrıca çalışanların psikolojik sahiplenmelerinin; çalışanın geliri, eğitim durumu, pozisyonu ve görev süresi ile anlamlı olarak ilişkili olduğu ancak; cinsiyeti, medeni durumu ve yaş durumu ile anlamlı olarak ilişkili olmadığı tespit edilmiştir. Tartışma – Çalışanların iş performanslarını geliştirmek için, yöneticilerin, çalışanların karar verme sürecine dahil edilmesi gibi olumlu yönetim mekanizmalarıyla, psikolojik sahiplenme duygularını geliştirilebilir. Bu doğrultuda, psikolojik sahiplenme ile demografik değişkenler ilişkilerini iyi bir şekilde anlamak kaydıyla bu olumlu duyguların yönetimi sağlanabilmektedir. Ayrıca makale kapsamında, gelecekteki araştırmalar için olası yönetimsel çıkarımların ve önerilerin tartışılmaktadır.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1700 Kişilik Özelliklerinin Yenilikçi Davranış Etkisi Üzerine Bir Araştırma 2022-06-25T21:12:23+00:00 Sevcan Fırın sevcan.firin@dpu.edu.tr Şerafettin Sevim serafettin.sevim@dpu.edu.tr <p>Amaç — Çalışanların kişilik özelliklerinin yenilikçi davranış sergilemeleri üzerinde etkisinin olup olmadığının belirlenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Yöntem — Araştırmanın verileri Wellness işletmelerinde çalışan 708 çalışandan anket yoluyla elde edilmiştir. Toplanan veriler üzerinde korelasyon ve regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma modeline göre kişilik özellikleri bağımsız, yenilikçi davranış ise bağımlı değişken olarak incelenmiştir. Bulgular — Araştırmada çalışanların kişilik özelliklerinin yenilikçi davranış sergilemeleri üzerinde etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tartışma — Analiz sonuçları doğrultusunda Wellness işletmelerinde çalışanların kişilik özelliklerinin farkında olunması yenilikçi davranış sergileyen çalışan profilinin artacağı kabul edilmektedir. Genel olarak değerlendirildiğinde; değişkenler arasındaki etkileşimi inceleyen kısıtlı sayıda araştırmaya rastlanmış olması araştırmanın bulgularını önemli kılmaktadır.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1701 Sermaye Piyasası Enflasyon Teorisinin Analizi: Bankacılık Sektörü Üzerinden Türkiye Örneği 2022-06-25T21:17:25+00:00 Özgür Özkan ozgur_978@hotmail.com <p>Amaç – Bu çalışma Toporowski (1999)’nin çalışmasından yola çıkarak Türk bankacılık sektörünün hisse fiyatlarının hareketi ve bu hareketin sektör karlılığı ile ilişkisi analiz edilmiştir. Yöntem – Çalışmada analiz yöntemi olarak ARDL kullanılmıştır. Ayrıca, BİST mali sektörün fiyat eğilimini örmek amacıyla Trend Analizine başvurulmuştur. Bulgular – Elde edilen bulgular sermaye piyasası enflasyon teorisini destekleyecek niteliktedir. Trend Analizi bulgusu da ARDL bulgularını desteklemektedir. Tartışma – 2020 Kovid-19 salgınının oluşturduğu olumsuz ekonomik koşullara karşı Fed başta olmak üzere rezerv para birimine sahip ülkelerin uyguladıkları parasal genişleme stratejileri, mal piyasasında istenilen genişlemeyi ya da harcama akımını yaratmasa da varlık piyasalarının aşırı büyümesine yol açmıştır. Varlık piyasalarındaki bu genişleme şirketlerin faaliyetlerinden ve bilançolarından kopuk biçimde gerçekleşmiş, zarar eden firmaların bile hisse fiyatları tavan yapmıştır. Toporwski (1999) tarafından geliştirilen sermaye piyasası enflasyon teorisi bu durumu açıklamaktadır. Teoriye göre finansal piyasalara aşırı fon girişleri finansal market enflasyonuna yol açarak hisse fiyatlarındaki artışı şirketlerin bilanço koşullarından ayrıştırmıştır.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1702 Toksik Liderliğin Örgütsel Sessizliğe Etkisi 2022-06-25T21:19:28+00:00 Özge Turhan oturhan@gelisim.edu.tr <p>Amaç – Bu çalışmanın amacı toksik liderliğin örgütsel sessizliğe olan etkisini tespit etmektir. Yöntem – Araştırmanın örneklem grubunu mavi ve beyaz yakalı işgörenler oluşturmaktadır. Farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerden seçilen işgörenler çalışmaya gönüllülük etmiştir. 350 işgörene ulaşılmıştır, analizler 301 geçerli anket vasıtasıyla gerçekleştirilmiştir. Hipotezlere yönelik korelasyon ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Bulgular – Çalışmanın hipotezlerinin sınanmasına yönelik gerçekleştirilen analizler sonucu bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki etkileşim saptanmıştır. Yani; toksik liderliğin örgütsel sessizlik üzerinde açıklayıcı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Toksik liderlik ile örgütsel sessizlik arasında negatif yönlü etkileşim olduğu saptanmıştır. Literatürün tam zıttı bir sonuç bulgulandığından ayrıntılı inceleme yapmak ve böyle bir sonuç elde etmekteki sebebi aydınlatabilmek adına alt boyutlar bazında regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Regresyon analizleri sonucu kimi alt boyutlar bazında aslında negatif etkileşim olduğu kanıtlanmıştır. Değer bilmezlik arttıkça kabullenici sessizliğin artmakta olduğu, olumsuz ruhsal durumun artması ile prososyal sessizliğin gözlemlendiği ve değer bilmezliğin yine artması ile korunmacı sessizliğin örgütlerde saptandığı bulgulanmıştır. Sonuç olarak; toksik liderlik örgütsel sessizliği etkilemektedir. Bu etkileşimde etkili olan en önemli değişken ise olumsuz ruhsal durumdur. Tartışma – Çalışmanın hipotezlerine yönelik gerçekleştirilen analizler sonucunda elde edilen bulguların ilgili literatürü destekler nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca daha önce bu değişkenleri birlikte incelemiş çalışma olmadığından alan yazına yeni katkılar da sağlanmıştır. Çalışmada gerçekleştirilen analiz sonuçları vasıtasıyla öneriler de geliştirilmiştir.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1703 Kozmetik Ürün Reklamlarına Yönelik Şüpheciliğin Algılanan Risk Üzerindeki Etkisini Belirlemeye Yönelik Bir Araştırma 2022-06-25T21:23:30+00:00 Gamze Akçay Soydemir gamzeakcay@hotmail.com <p>Amaç - Kozmetik ürünler, genellikle güzel görünmek ve beğenilmek için kullanılmakta ve bu ürünlere yönelik talep giderek artmaktadır. Bu bilinçle üretilen reklamlar ise sıklıkla abartılı vaatler ve görseller içermektedir. Bu durumun, kozmetik ürün reklamlarına yönelik şüpheci tutumları beraberinde getirdiği ve şüpheciliğin, tüketicilerin satın alma kararına ilişkin risk algılarını arttırdığı düşünülmektedir. Literatürde, şüphecilik ve algılanan risk arasındaki ilişkiyi araştıran kısıtlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Ancak, kozmetik ürün reklamlarına yönelik şüphecilik ile algılanan risk arasındaki ilişki henüz araştırılmamıştır. Dolayısıyla bu çalışma, kozmetik ürün reklamlarına yönelik şüpheciliğin kozmetik ürün satın alma sürecinde algılanan risk üzerindeki etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Yöntem - Bursa ilindeki tüketiciler üzerinde gerçekleştirilen araştırmada, kolayda örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırma verileri çevrimiçi anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizi, yapısal eşitlik modellemesi (YEM) yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Bulgular - Araştırma sonucunda, kozmetik ürün reklamlarına yönelik şüpheciliğin algılanan finansal risk, algılanan performans riski, algılanan zaman riski, algılanan fiziksel risk ve algılanan sosyal risk üzerinde anlamlı ve pozitif etkiye sahip olduğu, algılanan psikolojik risk üzerinde ise anlamlı bir etki göstermediği bulunmuştur. Tartışma - Bu araştırma, tüketicilerin finansal, performans, zaman, fiziksel ve sosyal risk algılarının kozmetik ürün reklamlarına yönelik şüphecilikten etkilendiğini ortaya koyarak pazarlama literatürüne katkıda bulunmaktadır. Diğer taraftan, elde edilen bulguların şüpheciliğin önlenmesi ve tüketicilerin şüpheciliğinden kaynaklanan risk algılarının azaltılması açısından kozmetik ürün sektöründe faaliyet gösteren işletmelere ve reklamcılara fayda sağlayacağı düşünülmektedir.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1704 Examining The Effect of Airline Passengers’ Acceptance and Perceptions Toward Technology on Re-purch ase Behavior 2022-06-25T21:27:31+00:00 Muhammed Polat muhammed.polat@erzincan.edu.tr Özlem Atalık oatalik@eskisehir.edu.tr <p>Purpose - The purpose of this study is to develop a genuine research model that examines the impact of smart technologies that domestic passengers interact with in their travel planning process on their re-purchase behavior. Design/methodology/approach – This research is a descriptive study and the relational screening method was used. Data collection was carried out with a total of 770 participants from Istanbul Airport Domestic Terminal. The collected data was tested using the structural equation modelling method. It has been determined that the model provides the necessary validity and reliability. Findings - The findings obtained by the research model depict that Performance Expectation, Facilitating Conditions, Social Impact, habits, Consumer Confidence, Perceived Risk, and Consumer Technological Innovation structures have a significant impact on the formation of repurchase intention. Three variables, Price Value, Hedonic Motivation and Effort Expectation could not show a significant effect on the formation of repurchase intention. In the light of the research findings, the rate of explaining the repurchase intention of the supported hypotheses is 65%. This rate turns into repurchase behavior at a rate of 87%. Research results strongly prove the impact of domestic passengers' acceptance and perception of technology on their re-purchase behavior. Discussion – In the scope of the carried research, the effect of repurchase intention on repurchase behavior was examined and the findings were discussed.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1705 Kaizen Approach to Reducing Production Costs and a Case Study 2022-06-25T21:29:12+00:00 Alperen Mustafa Yiğit yigitalperen@hotmail.com <p>Purpose – The purpose of this study is to reduce the costs of a plywood manufacturing enterprise in Ordu province with the kaizen costing method and achieve the targeted profit. Design/methodology/approach – Kaizen costing method is an approach that aims to reduce the costs of the enterprise through continuous improvement activities. As a result of the interviews with the business managers and the studies carried out in the manufacturing field, it was determined how much cost reduction the business should reduce to reach the targeted profit. Then, the units and amount of this reduction were calculated. These calculations were made using the kaizen costing method, which was developed based on the kaizen philosophy aimed at continuous improvement. Findings – As a result of the calculations, it has been revealed that a cost reduction of 2.1 million TL in production is required for the enterprise to reach the targeted profit. 1.05 million TL, which is half of this cost reduction, should be in the peeling unit, 630.000 TL in the drying unit, 315.000 TL in the pressing unit and 105.000 TL in the storage unit. Discussion – Today, businesses are constantly implementing new methods to cope with the increasing competition all over the world. One of them is the kaizen costing method. This method, which first appeared in Japan, aims to control costs, and reduce these costs to reach the targeted profit. With kaizen costing, continuous improvements are realized by focusing mainly on critical processes. Unlike traditional costing methods, it is a superior method in assigning duties and responsibilities for improvements to the employees who do the work directly in the production.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1706 Örgütsel Özdeşleşmenin İş Performansına Etkisinde İşe Adanmışlığın Aracılık Rolü 2022-06-25T21:30:28+00:00 Tuğba Erhan tugbaerhan@sdu.edu.tr <p>Amaç – Bu araştırmanın amacı, örgütsel özdeşleşme, iş performansı ve işe adanmışlık değişkenleri arasındaki ilişkinin turizm endüstrisi kapsamında incelenmesidir. Yöntem – Araştırmada nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada kolayda örneklem yöntemiyle belirlenen 320 katılımcıya çevrimiçi anket yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS ve AMOS programları kullanılarak yapısal eşitlik modeliyle analiz edilmiştir. Bulgular – Yapılan analizler neticesinde elde edilen araştırmanın sonuçları, örgütsel özdeşleşmenin iş performansı ve işe adanmışlık, işe adanmışlığın ise iş performansı üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı etkisinin olduğu ortaya koymaktadır. Ayrıca örgütsel özdeşleşmenin iş performansı üzerinde etkisinde işe adanmışlığın aracılık rolünün olduğu tespit edilmiştir. Tartışma – Mevcut araştırmasnın sonuçları literatürü destekler niteliktedir. Çalışanlar kendilerini örgütün önemli bir parçası olarak hissettiklerinde örgütün karşılaştığı her türlü durumu kişisel düzeyde algılayabilmektedir. Örgütüne karşı yüksek özdeşleşme hisseden çalışanların performansları da artacaktır. Aynı zamanda çalışanların sahip olduğu pozitif duygu durumlarının da önemli bir iş çıktısı olan performansı arttırdığı yapılan çalışmalarda da mevcut çalışmanın sonuçlarını destekler nitelikltedir. Ayrıca, pozitif değişkenlerden birisi olan işe adanmışlığın da çalışanın iş performansının artmasında önemli rol oynadığı ifade edilmektedir.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1707 Çevresel Duyarlılığın Çalışanların Yeşil Örgütsel Davranışlarına Etkisinde Kişilik Özelliklerinin aracı Rolü 2022-06-25T21:31:58+00:00 Necmiye Tülin İrge necmiyeirge@aydin.edu.tr <p>Amaç – Bu araştırmanın amacı çevresel duyarlılığın çalışanların yeşil örgütsel davranışına etkisinde kişilik özelliklerinin aracı rolünün belirlenmesidir. Yöntem – İstanbul’da eğitim hizmeti veren devlet ve vakıf üniversitelerinde görev yapan akademisyenler araştırmanın evrenini oluştururken gönüllü olarak katılanları çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında 15 Ekim ve 20 Aralık 2021 tarihleri arasında 577 katılımcıya Kişisel Bilgi Formu, Çevresel Duyarlılık Ölçeği, Yeşil Örgütsel Davranış Ölçeği ve On Maddeli Kişilik Ölçeğinden oluşan anket uygulanmıştır. Araştırmada Aracı Değişken Analizi için SPSS PROCESS Eklentisi kullanılmıştır. Bulgular – Analiz sonucunda çevresel duyarlılık tutumunun, bilgi/duygu faktörünün, özenli davranışın ve geri dönüşümün yeşil örgütsel davranış ve teknolojik duyarlılık üzerine etkisinde deneyime açıklık, yumuşaklık, duygusal denge, sorumluluk ve dışadönüklük gibi kişilik özelliklerinin kısmi aracılık etkisi olduğu tespit edilmiştir. Tartışma – Bu çalışmada, çevresel duyarlılığın çalışanların yeşil örgütsel davranışlarına etkisinde kişilik özelliklerinin aracı rolü belirlenmeye çalışılmış ve çevresel duyarlılık tutumunun, bilgi/duygu faktörünün, özenli davranışın ve geri dönüşümün yeşil örgütsel davranış ve teknolojik duyarlılık üzerine etkisinde tecrübeye açıklık, yumuşaklık, duygusal denge, sorumlulukla dışadönüklük gibi kişilik özelliklerinin kısmi aracılık etkisi olduğu tespit edilerek analiz sonuçları yorumlanmıştır. Araştırmanın konusunu oluşturan değişkenler arasındaki ilişkiye yönelik bir araştırmaya rastlanmamaktadır. Çalışmada çevresel sorunların gittikçe arttığı günümüzde konunun önemi ve gelecekteki durumu ile ilgili olarak yorum ve önerilere yer verilmekte ve ilerideki literatür çalışmalarına öncülük edeceği ve sektörel alana da katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1708 Türkiye Altın Fiyatlarını (Gau/Try) Etkileyen Faktörlerin Birbirleri İle Mukayeseli Olarak İncelenmesi 2022-06-25T21:33:29+00:00 Mehmet Kuzu mehmetkuzu86@gmail.com <p>Amaç – Bu çalışmanın amacı; Türkiye altın fiyatlarını (Gram Altın/Türk Lirası Paritesi) etkileyen faktörlerin birbirleri ile mukayeseli olarak incelenmesidir. Yöntem – Araştırmada kullanılan değişkenler Türkiye altın fiyatları (Gram Altın/TL) Borsa İstanbul BİST-100 endeksi, Türkiye 5 yıllık CDS primi, Türkiye TÜFE yıllık değişim, döviz kuru (Dolar/TL), faiz farkı (Türkiye 10 yıllık tahvil faizi-ABD 10 yıllık tahvil faizi), petrol fiyatları (Brent ve Ham petrol fiyatları eşit ağırlıklı oluşturulan fiyatları ortalaması), Chicago Board Options Exchange (CBOE)'in volatilite endeksi olan VIX korku endeksidir. Zaman serileri 2013 Mayıs ve 2021 Kasım tarihleri arasında aylık frekansta logaritmik olarak gözlemlenmiştir. Çalışmada, Johansen eş-bütünleşme testi, VAR metodu ve Granger nedensellik testleri kullanılmıştır. Bulgular – Araştırmada Türkiye altın fiyatlarını açıklayan değişkenler uzun dönemde dengeye gelmektedir ve kısa dönemde oluşan dengeden sapmalar uzun dönemde yeniden dengeye gelmektedir. Nedensellik analizine göre enflasyon, Bist-100, faiz farkı %5 ve VIX korku endeksi % 10 anlamlılık düzeyinde Türkiye altın fiyatlarının nedenidir. Kısa dönemde 1.gecikmeler düzeyinde Dolar/TL dışında tüm değişkenler istatistiki olarak anlamlıdır. Bu değişkenlerden kısa dönemde enflasyon, petrol fiyatları ve VIX endeksinin katsayısı negatif, diğer değişkenlerin katsayısı pozitiftir. Uzun dönemde ise petrol, fiyatları, faiz farkı %5, Bist-100 endeksi %10 düzeyinde anlamlıdır. Bu değişkenlerden Bist-100 endeksi ve petrol fiyatları değişkenlerinin katsayısı pozitif, faiz farkı değişkeninin katsayısı negatif işaretlidir. Varyans ayrıştırması sonuçlarına göre değişkenlerin altın fiyatlarını açıklamada önem sırası; faiz farkı, TÜFE, petrol fiyatları, Bist-100, CDS, Dolar/TL, VIX şeklinde gerçekleşmiştir. Etki-tepki analizine göre; ilk dönemlerde; enflasyon, faiz farkı ve VIX endeksindeki şoklara altın fiyatları değişkeni negatif yönlü diğer değişkenlere pozitif yönlü tepki vermiştir. Tartışma – Kısa dönemdeki faiz farkı artışları türkiye altın fiyatlarını yükseltirken uzun dönemde altın fiyatlarını düşürmektedir. Çünkü uzun dönemde yatırımcıların faiz beklentileri daha yüksek olduğu için tasarruflarını altından devlet tahvilleri ve mevduata yönlendirdiği söylenebilir. Enflasyon değişkeni; kısa dönemde TL’deki aşırı değer kayıplarının yanısıra etkisinin faizlerin etkisinden daha düşük olması ve kısa dönemde ortaya çıkan negatif reel faiz nedeniyle altın fiyatlarını düşürmektedir. Bir diğer yönden artan petrol fiyatları yatırımcılara daha cazip geldiği için kısa dönemde altın fiyatları ile negatif yönlü ilişki söz konusu iken uzun dönemde petrol fiyatları Türkiye’deki altın fiyatlarını artırmaktadır. Ayrıca TL’nin ucuzlamasıyla azalan reel borsa getirileri de kısa ve uzun dönemde altın fiyatlarını yükseltmektedir. Çünkü teorik olarak uzun dönemde altın yatırımcıları genellikle altın yatırımlarından borsa yatırımlarına göre daha çok getiri beklemektedir Ayrıca; Türkiye’de altın fiyatları GAU/TRY şeklinde bir paritedir, değeri düşen TL bu pariteyi artırmaktadır. Bir diğer yönden Türkiye’nin risk primi kısa dönemde etkisi faiz farkından az olmakla birlikte altın fiyatları üzerinde baskı oluşturmaktadır. Döviz kurlarının; kısa ve uzun dönemde istatistiki olarak %5 düzeyinde anlamlı bir etkisi gözlemlenmemiş, uzun dönemde %10 düzeyinde gözlemlenmiştir. Bunun nedeni; dövizin etkilerinin diğer değişkenler içerisinde gerçekleşmesi olarak yorumlanabilir. Kısaca Türkiye’de altın fiyatlarında faiz farkları üzerinden faizler ve enflasyon belirleyici olup kısa dönemde Türkiye’nin risk primi altın fiyatları üzerinde baskı oluşturmaktadır ve döviz kurlarının negatif etkisi uzun dönemde gerçekleşmektedir. Küresel piyasalardaki değişkenler ise; petrol fiyatları ve Vix endeksi kısa dönemde altın fiyatlarını düşürmekte, uzun dönemde ise petrol fiyatları altın fiyatlarını yükseltmektedir. Değişkenlerin kısa ve uzun dönemde değişen katsayı işaretlerinin temelinde yatırımcıların altın ve bu değişkenlerden kısa ve uzun dönemde bekledikleri getirilerin farklılaşması yattığı yargısı öne sürülebilir.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1710 Nomofobik Eğilimler ve Sosyal Medya Kullanım Yoğunluğunun Kompulsif Çevrimiçi Satın Alma Davranışı İle Olan İlişkisinin Belirlenmesi: Bir Uygulama 2022-06-27T18:29:32+00:00 Emel Celep ecelep@selcuk.edu.tr Barış Çorumlu bcorumlu@selcuk.edu.tr <p>Amaç - Tüketicilerin iletişim, eğlence, alışveriş ve sosyal ağlara katılım gibi hizmetlere ulaşmasında çevrimiçi kanalları kullanım düzeyi artmaktadır. İnternet ve akıllı cep telefonlarından yoksun kalma korkusu (nomofobi), bağımlılık düzeyindeki- kompulsif- çevrimiçi satın alma davranışı ve sosyal medya kullanım yoğunluğu ile de ilişkili bulunmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, internet ve sosyal medya kullanıcılarının nomofobik eğilimleri ve sosyal medya kullanım yoğunluklarının kompulsif çevrimiçi satın alma davranışları ile olan ilişkisini belirlemektir. Yöntem - Bu doğrultuda çalışmada, internet ve sosyal medya kullanıcılarının nomofobik eğilimleri, sosyal medya kullanım yoğunluğu ve kompulsif çevrimiçi satın alma davranışları arasında bulunabilecek ilişkileri incelemek amacıyla, sosyal medya kullanım yoğunluğunun kompulsif çevrimiçi satın alma davranışı ve nomofobi üzerinde bulunabilecek etkilerini incelemek amacıyla ve kompulsif çevrimiçi satın alma davranışının nomofobiye olan etkisini incelemek amacıyla bir model geliştirilmiştir. Çalışmanın evrenini Konya ili Akşehir ilçesinde yaşamakta olan internet ve sosyal medya kullanıcısı bireyler oluşturmaktadır. Bu kapsamda yer alan katılımcılara, 07.07.21-07.09.21 tarihleri arasında yüz yüze ve çevrimiçi olarak anket uygulanmıştır. Ankette yer alan ölçekler ile ilgili olarak anketin birinci bölümünde nomofobi, anketin ikinci bölümünde sosyal medya kullanım yoğunluğu, anketin üçüncü bölümünde ise kompulsif çevrimiçi satın almaya ilişkin maddeler bulunmaktadır. Anketlerin değerlendirmeye alınabilecek 386 tanesinden elde edilmiş olan veriler, SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 23 paket programı aracılığıyla test edilmiştir. Analiz kapsamında faktör analizi, güvenilirlik analizi ve geçerlilik analizi, aynı zamanda korelasyon analizi ile regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular - Araştırma sonuçlarına göre sosyal medya kullanım yoğunluğunun nomofobi ve kompulsif çevrimiçi (online) satın alma davranışı üzerinde; kompulsif çevrimiçi (online) satın alma davranışının nomofobi üzerinde olumlu etkileri olduğu; nomofobi ile sosyal medya kullanım yoğunluğu ve kompulsif çevrim içi satın alma davranışı arasında; sosyal medya kullanım yoğunluğu ile de kompulsif çevrimiçi satın alma davranışı arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tartışma- Artan nomofobik eğilimler, sosyal medya mecralarında geçirilen sürelerin artması, sosyal statü sağlama ve mutluluk beklentileri ile de şekillenebilen kompulsif çevrimiçi satın alma davranışı arasındaki ilişkiler dikkate alındığında, işletmelerin çevrimiçi kanallarla gönderebileceği tutundurma mesajlarının geniş kitlelere ulaşması mümkün olmakta; bu durum çevrimiçi mecralarda yürütülecek kampanyalarla ilgili işletmelere sunabileceği fikirler konusunda önem taşımaktadır.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1711 Konaklama İşletmelerinde Kısıtlar Teorisi Yaklaşımının Uygulanabilirliği Üzerine Bir Araştırma 2022-06-27T18:57:18+00:00 Ömer Burak Pakoy omer.paksoy@alanya.edu.tr <p>Amaç – Çalışmanın amacı, kısıtlar teorisinin unsurlarından biri olan beş aşamalı sürekli iyileştirme süreci kapsamında konaklama işletmelerinde kısıtların tespit edilmesi, belirlenen kısıtların ortadan kaldırılması ve sonuçta işletme kârı üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Yöntem – Çalışmada, nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın amacı doğrultusunda Çankırı ilinde faaliyet gösteren dört yıldızlı bir termal otel işletmesinde vaka çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda uygulama yapılan termal otelde ilk olarak tanımlayıcı örnek olay çalışması gerçekleştirilerek otelin mevcut hizmet ve maliyet sistemi incelenmiştir. Daha sonra ise keşifsel vaka çalışması gerçekleştirilerek kısıtlar teorisinin beş uygulama adımı ile işletmenin performansını etkileyen kısıtın tespit edilmesi ve ilgili kısıtın giderilmesine ilişkin bir çözüm önerisi sunulması sonucunda işletmenin kârlılığına etkisi analiz edilmiştir. Bulgular – Yapılan uygulamada, otel işletmesinin 2019 yılı verilerinden yola çıkılarak kapasite kısıtının bulunduğu tespit edilmiştir. Kapasite kısıtı, işletmedeki faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde işletme kaynaklarının talep karşısında yetersiz kalmasından kaynaklanmaktadır. Kısıtın ortadan kaldırılmasına yönelik çözüm önerisi ile işletme kârında yaklaşık %11,13 gibi bir artış meydana geldiği gözlemlenmiştir. Tartışma – Çalışmada kısıtlar teorisinin beş adımlı sürekli iyileştirme modeli uygulanarak otelin faaliyetlerindeki kısıtlar tanımlanmış ve kısıtın ortadan kaldırılmasına yönelik çözüm önerisi sunulmuştur. Öneri sonucunda işletmenin kârındaki değişim katkı tipi gelir tablosu yardımıyla açıklanmıştır. Bununla birlikte, uygulama yapılan otel işletmesine yıllık doluluk oranını artıracak bazı önerilerde de bulunulmuştur. Bu açıdan bakıldığında ise bir piyasa kısıtı görülebilmektedir. Satışların artırılması amacıyla yeni anlaşmalar ve kampanyalar düzenlenebilir. Tanıtım faaliyetlerinin ve sunulan hizmetlerin çeşitliliğinin artırılmasıyla talebin de artması, dolayısıyla da kârın artması sağlanabilir. Çalışmanın sonuçları bir bütün olarak konaklama sektörüne genellenemez. Bununla birlikte bu vaka çalışmasının sonuçları, diğer otel yöneticilerine kısıtlar teorisinden elde edilen sonuçları otellerinde uygulama konusunda rehberlik edebilir.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1712 Testing of Macroeconomic Factors Affecting Capital Markets with Granger Causality Method: Turkey Practice 2022-06-27T19:01:53+00:00 Lokman Kantar lkantar@gelisim.edu.tr <p>Purpose- In this study, the relationship between the capital market (BIST 100 index) and macroeconomic variables that are thought to affect the capital market (gold prices, oil prices, Euro-US Dollar exchange rate basket, budget balance, foreign trade balance) will be examined with the Granger causality method. Design/methodology/approach- The study covers the period of 2010-2019 on a monthly system. The data were obtained from the CBRT (EDDS) and TurkStat. Statistical package software (Stata and EViews 9) were used in the analysis of the data. BIST 100 index return is included in the model as a dependent variable and macroeconomic factors as an independent variable. The relationship between dependent and independent variables was examined with the VAR-based Granger causality method. Findings- As a result of the study, it has been understood that only the gold price among the macroeconomic factors is the Granger cause of the BIST 100 index. In other words, lagged changes in gold prices explain the variance of the BIST 100 index. When the direction of the relationship was examined, a one-way Granger causality was observed from the Ons variable to the BIST 100 variable. When the action-reaction shocks between the BIST 100 variable and the ONS variable are examined, a shock in gold prices affected the return of the BIST 100 index for about 2 months, and this effect decreased and disappeared from the 5th month. Again, approximately 6.82% of the variance of the BIST100 variable is explained by the Ons variable. Discussion- Developments in the capital markets are followed closely by both institutional investors and individual investors. For this reason, it is extremely important what factors affect the BIST 100 index, which is thought to represent the Turkish capital market. According to the findings of the study, changes in gold prices affect the BIST 100 index return, and the relationship between these two variables should be closely monitored. Addressing the long-term relationship between the BIST 100 index and gold prices in future studies will make an important contribution to the literature.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1713 Kobigel (Kobi Gelişim Destek Programı) Desteklerinin Amaca Ulaşma Derecesi: Erzurum İli Örneği 2022-06-27T19:05:43+00:00 Ahmet İlker Akbaba aakbaba@erzurum.edu.tr Ayşenur Batıbeyi aysenur.batibeyi94@erzurum.edu.tr Yasemin Karabulut yasemin2906@gmail.com <p>Amaç – Bu çalışma ile TRA1 Bölgesinde yer alan Erzurum ilindeki Kobi’lerin desteklere olan ilgi ve ihtiyacı ile bu desteklerin amacına ulaşma derecesinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem – Araştırmada veri toplama yöntemi ankettir. Araştırmanın evreni 2016-2019 yılları arasında Kosgeb’in Kobi proje başlığı altında başladığı ve Kobigel – Kobi Gelişim Destek Programından 2019 yılında yararlanan ve imalat sektöründe faaliyet gösteren Erzurum ilindeki Kobi’lerdir. Bu kapsamda destek programından yararlanan 45 adet firmaya yüz yüze anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Katılımcı firmalardan elde edilen anket verileri IBM SPSS Statistic 20 paket programı ile analiz edilmiştir. Tüm bulgular 0.05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. Veri analizi olarak tek yönlü varyans analizi, Levene Testi ve çoklu karşılaştırma testlerinden LSD testi kullanılmıştır. Bulgular – Kobi’ler genel olarak desteklerden faydalanamadıklarını düşünmektedirler. Kobi’lerin bu desteklerden yeterince yararlanamamalarında, “teşviklerle ile ilgili bilgilendirme eksikliği”, “teşvik şartlarının Kobi’ler için ağır olması” ve “teşvik prosedürlerinin karmaşık olması” nedenlerinin olduğu görülmektedir. Desteklerin Erzurum ilinde faaliyette bulunan Kobi’lere katkısı, genel olarak olumlu olup, Kobi’lerin yeni desteklere yönelik başvuru yapma düşüncelerinin pozitif olduğu görülmektedir. Devlet desteklerinin işletme performansına etkilerine ilişkin katılım dereceleri ile işletmelerin kuruluş sermayesine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Devlet desteklerinin işletme performansına etkilerine ilişkin katılım derecelerinin kuruluş sermayesi kendi öz kaynağı olanlar ile kuruluş sermayesi olarak devlet hibe/kredi/destek veya teşviki kullananların farklılaştığı görülmektedir. Tartışma – Kosgeb’in Kobi’ler arasında ismi en çok duyulan Kobigel Destek Programı ile ilgili daha çok bilgilendirme çalışması yapması, prosedürleri kolaylaştırma açısından revize etmesi ile hem programa hem de Erzurum’da bulunan Kobi’lere fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Ek olarak Kobi ihtiyaçlarına yönelik şartların karşılıklı olarak gözden geçirilmesi de yine karşılıklı bir yarar sağlayacaktır.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1714 Covid-19 Salgının Turist Rehberi Adaylarının Kariyer Planlarına Etkisi 2022-06-27T19:09:45+00:00 Duygu Yetgin Akgün dyetgin@anadolu.edu.tr Arzu Toker arzutoker@anadolu.edu.tr Uğur Yesirlili uguryesirlili@gmail.com <p>Amaç – Turizm rehberliği bölümünde öğrenimine devam eden öğrencilerin COVID-19 salgını süresince kariyer planlarını değiştirip değiştirmediği ve salgının kariyer planlarını nasıl etkilediğini belirlemek çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmanın temel amacının yanı sıra öğrencilerin turist rehberliği ile ilgili düşünceleri de ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yöntem – Çalışmanın gerçekleştirilmesi için nitel araştırma yöntemlerinden yararlanılmıştır. İlk olarak öğrencilere kariyer planlaması, COVID-19 salgını ve turist rehberliği ile ilgili çeşitli bilgiler verilmiş ve Google Formlar üzerinden oluşturulan dört açık uçlu soru cevaplanmak üzere katılımcılara gönderilmiştir. Çalışma verileri 20 Aralık 2020 ve 20 Ocak 2021 tarihleri arasında 75 öğrencinin katılımıyla elde edilmiştir. Bulgular – Öğrencilerin turist rehberliği ile ilgili düşünceleri duyuşsal ifadeler ve turist rehberliği ile ilgili düşünceler kategorilerinde açıklanmış olup, genellikle olumlu görüşler bildirdikleri bulgulanmıştır. Bununla birlikte, mesleğin yorucu, zor ve riskli olduğunu belirten öğrenciler de bulunmaktadır. Bazı öğrenciler, COVID-19 salgınının psikolojik gerilim yaratma, karamsarlığa yol açma, içe kapanma, belirsizliklere neden olma gibi olumsuz etkileri olduğunu belirtirken; bazı öğrenciler ise salgının fırsatlar yarattığını belirterek tasarruf bilincine sahip olma ve yedek planlar için kendini geliştirme gibi olumlu etkileri olduğunu ifade etmişlerdir. Aynı zamanda öğrencilerin salgın döneminde farklı kariyer planlarına yöneldiği tespit edilmiştir. Tartışma – Öğrencilerin turist rehberliği dışında farklı alanlarda kariyer yapma isteği veya ikinci meslek olarak turist rehberliği mesleğini yapma isteği çalışmanın sonuçlarından biridir. COVID-19 salgınının turizm sektörü üzerinde yarattığı ekonomik olumsuz etkinin yanı sıra nitelikli ve geleceğin turist rehberleri olabilecek öğrencilerin meslekten uzaklaşmaları veya bu dönem içerisinde çeşitli endişe ve korku gibi duygular ile meslek hakkında karamsar olmaları turist rehberliği mesleğinin geleceği için düşündürücü bir durumdur.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1715 Machine Failure Analysis Using Multinomial Logistic Regression 2022-06-27T19:13:16+00:00 Aydın Koçak aydin.kocak@ege.edu.tr <p>Purpose: The main purpose of this study is to carry out a failure analysis of a filling machine by applying multinomial logistic regression. Design/methodology/approach: For this purpose, data related to failure mode, product, scrap rate, and shift parameters were collected from the machine and analysis was conducted by establishing two multinomial logistic regression models. Findings: Statistical results suggest that a hydraulic failure must be expected while filling the mix product. Besides, it is highly probable that a final folder failure will occur while filling the cherry product. Paper failure stands out while filling the apple product compared to other products. In addition, it is likely that a final folder failure will occur while filling this product. Photocell failure is common while filling the peach product. Results of the study show that the odd for low-level scrap is high when there is any failure in the machine. Discussion: A more effective analysis can be performed by collecting parameters that may affect the position of machinery such as vibration, humidity, temperature and pressure through the sensors to be installed on various units of the filling machine and adding them into the models developed under the study.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1716 The Effect of Dark Leadership on Organizational Commitment: A Research in The Banking Sector 2022-06-27T19:15:21+00:00 Nurbanu Bahadır nurbanuisci@gmail.com Yasin Çakırel yasincakirel@klu.edu.tr <p>Purpose – The purpose of this study is to examine the impacts of dark leadership on organizational commitment. As opposed to the positive leadership styles’ benefits, it is expected to see a negative impact of the negative leadership styles on organizational commitment. Dark leadership is a term to describe the leadership in a context where the leaders’ negative personality traits negatively affect the organizational decision-making and the public impression of the organization. Design/methodology/approach – In this study, there are 559 employees who work either in a bank branch or a general directorate of banking in Istanbul. To examine the impacts of the dark leadership on the bankers’ organizational commitment, “simple linear regression analysis” and “multiple linear regression analysis” are used. Findings – Study findings reveal a significant negative impact of the dark leadership on the bankers’ organizational commitment. Moreover, it is found that dark leadership has meaningful negative impacts on the bankers’ affective commitment and continuance commitment. Furthermore, findings show a positive impact of the dark leadership on the bankers’ normative commitment. There is limited empirical research related to the impacts of dark leadership on organizational commitment; therefore, this study aims to contribute to the gap in the human resources management, organizational behavior, and management and organizations literature. Discussion – It is possible to say that dark leadership should seek help from experts and/or institutions in order to prevent the negative effect of dark leadership on employees' organizational commitments. At this point, the human resources management unit plays an important role in identifying dark leaders.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1717 Tedarik Zinciri ve Bilgi Sistemleri Stratejik Uyumunun Tedarik Zinciri Performansına Etkisi 2022-06-27T19:17:10+00:00 Halil İbrahim Yazgan ibrahimyazgan@duzce.edu.tr Mehmet Selami Yıldız selamiyildiz@duzce.edu.tr <p>Amaç – Bu araştırma, tedarik zinciri ve bilgi sistemleri stratejik uyumunun tedarik zinciri performansına etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntem – Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden “ilişkisel tarama” yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın evreni, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin belirlediği en yüksek ihracat gerçekleştiren bin firmayı kapsamaktadır. Veriler firmaların yöneticileriyle görüşülerek, anket yardımı ile toplanmıştır. Firmaların tamamına ulaşılması hedeflenmiş fakat 268 firmadan kullanılabilir veri elde edilebilmiştir. Veriler SPSS ve AMOS programları ile analiz edilmiştir. Bulgular – Tedarik zinciri ve bilgi sistemleri stratejik uyumunun tedarik zinciri performansı ile pozitif ilişkili olduğu görülmüştür. Tartışma – Yalın tedarik zinciri stratejisi ile verimliliğe odaklı bilgi sistemleri stratejisinin uyumlaştırılması tedarik zinciri performansını artırabilir. Ayrıca hibrit tedarik zinciri stratejisi ile kapsamlı bilgi sistemleri stratejisinin uyumlaştırılması da tedarik zinciri performansını iyileştirebilir.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1718 Otel İşletmelerinde Yönetim Kontrol Sisteminin İşletme Performansına Etkisi 2022-06-27T19:19:45+00:00 Sercan Aras arassercan1@gmail.com Halil Akmeşe halilakmese@gmail.com <p>Amaç – Çalışmada, 5 yıldızlı otel işletmelerinde yönetim kontrol sisteminin alt boyutlarının işletme performansına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem – Araştırma, Türkiye’de faaliyet gösteren 5-yıldızlı otel işletmeleri üzerine yapılmıştır. Veri toplama tekniği olarak anket formu kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan anket formu genel olarak iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, demografik sorular yer alırken, ikinci bölümde araştırmanın konusuna yönelik ölçek soruları bulunmaktadır. Ölçeklerde yer alan sorular 7’li Likert tipi derecelendirme ölçeğine göre düzenlenmiştir. Otel işletmelerine dağıtılan anket formlarından sağlanan geri dönüşler sonucunda, analize hazır halde 266 adet anket formu elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler, istatistik paket programları aracılığıyla analiz edilmiştir. Bulgular – Yönetim kontrol sistemi alt boyutlarından olan değerler sistemi ve etkileşimli kontrol sisteminin işletme performansı üzerine anlamlı bir etkisinin olduğu görülmüştür. Tartışma – Yönetim kontrol sistemi, koordineli ve iyi bir şekilde kullanılırsa otel işletmeleri açısından faydalı olabilecek bir sistem olduğu için otel yöneticilerine yönelik olarak sistemin verimli bir şekilde kullanılması önerilmektedir.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1719 İş Stresinin İşe Yabancılaşma Üzerindeki Etkisi: Örgütsel Destek Algısının Rolü 2022-06-27T19:22:02+00:00 Gülçin Eren gulcin.eren@yeniyuzyil.edu.tr Şafak Ece safak.ece@yeniyuzyil.edu.tr <p>Amaç – Bu çalışmanın amacı iş stresinin işe yabancılaşma üzerindeki etkisini ve örgütsel destek algısının bu etki üzerinde moderatör role sahip olup olmadığını incelemektir. Bir diğer amaç ise iş stresinin, işe yabancılaşmanın ve örgütsel destek algısının demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. Yöntem – Bu çalışma nicel bir çalışma olup tarama desenine sahiptir. Çalışma kapsamında kolayda örnekleme tekniği ile İstanbul’da çalışan 285 bireye ulaşılıp 10.08.2021-18.12.2021 tarihleri arasında çevrimiçi anket uygulanmış ve elde edilen veriler SPSS 21.0 paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Bulgular – Çalışma sonuçları, iş stresinin işe yabancılaşmaya etki ettiğini göstermektedir. Örgütsel destek algısının bu etki üzerinde düzenleyici rolü bulunmamakla birlikte iş stresi ve işe yabancılaşma üzerinde ayrı ayrı etkilidir. Ayrıca işe yabancılaşmanın bazı sosyo-demografik özelliklere göre anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır. Tartışma – Alanyazınla tutarlı olarak bu çalışmada da iş stresinin işe yabancılaşmanın bir öncülü olduğu belirlenmiştir. Çalışanların işe yabancılaşma yaşamamaları için iş stresinin önlenmesi gibi tedbirler alınırsa işletme açısından ortaya çıkabilecek olan olumsuzlukların önüne geçilebilir.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1720 Mevduat Bankası, Katılım Bankası ve Elbirliği Sistemi Müşterilerinin Konut Finansman Tercihlerinin İncelenmesi: TR 72 Bölgesi Örneği 2022-06-27T19:25:16+00:00 Yılmaz Günel yilmaz23gunel@gmail.com Hüdaverdi Bircan hbircan@gmail.com <p>Amaç – Konut finansmanı, bireylerin gerek barınma problemini çözmek gerekse yatırım amaçlı konut edinimine yönelik ihtiyaç duyulan kredinin sağlanmasında önemli bir işleve sahiptir. Araştırmada, müşterilerin mevduat bankaları, katılım bankaları ve Elbirliği sistemince sunulan konut finansman modellerini tercihlerine yönelik görüşlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Yöntem – Araştırmada veri toplama aracı olarak Günel (2021) tarafından geliştirilen “Konut Finansmanı Tercih Ölçeği” ve araştırmacılarca oluşturulan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma tanımlayıcı araştırmadır. Sivas, Kayseri ve Yozgat (TR72 Bölgesi) illerinde yaşayan kişiler araştırmanın evrenini, kolayda örnekleme yöntemi ile yüz yüze veya on-line olarak ulaşılan toplam 440 kişi ise çalışma grubunu oluşturmaktadır. Araştırmanın anket uygulaması 22.05.2021-15.07.2021 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi IBM SPSS 25.0 istatistik paket programı ile yapılmıştır. Kolmogorov-Smirnov Normallik Testi sonucunda verilerin normal dağılım göstermemesi nedeniyle Mann Whitney U, Kruskal-Wallis H ve Bonferroni Düzeltmeli Mann Whitney U Testi gibi nonparametrik istatistiksel yöntemlerden faydalanılmıştır. Bulgular – Çalışma sonucunda, katılımcıların konut finansmanı tercihlerinde yaş, eğitim durumu, şehir, medeni durum, konut sahipliği, aylık ortalama hanehalkı geliri, konut finansmanı alınan kurum ve finansman kurumlarının çalışma usulü değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar olduğu, cinsiyet ve mesleki durum değişkenlerine göre ise anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Tartışma – Yapılan bu araştırma sonuçları ile literatürün desteklendiği görülmektedir. Sunulan hizmetin kalitesini artırmaları ve müşterilerinin gelir durumlarına göre finansman koşulları sunmaları halinde tüketicilerin konut finansmanı sağlayan kurumları tercihlerinde olumlu katkılar sağlanacaktır. Bu yüzden konut finansmanı sağlayan kurumların, müşterilerin tercih sebeplerini belirleyerek talep ve isteklerini karşılamaları, sorunları iyi analiz ederek yeni politikalar geliştirmeleri gerekmektedir. Araştırmada elde edilen analiz sonuçları da bu önerileri desteklemektedir.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1721 Kurumsal Psikososyal Risk Etmenleri İş Güvenliğini Nasıl Etkiler: Amprik Bir Çalışma 2022-06-27T19:27:44+00:00 Güfte Caner Akın gcaner@gelisim.edu.tr Derya Çevik Taşdemir deryaceviktasdemir@gmail.com <p>Amaç - Bu araştırma, çalışanları etkileyen psikososyal risk faktörlerinin, iş güvenliği üzerindeki etkisine ve psikososyal risk faktörlerinin iş güvenliği bakımından önemine yönelik genel bir bakış sağlamayı amaçlamaktadır. Yöntem - Çalışma nicel olarak tasarlanmıştır. Veri toplama aracı olarak oluşturulan ankette demografik sorulara ek olarak “Kurumsal Amaçlı Psikososyal Risk Yönetimi Ölçeği” ve “İş Güvenliği Ölçeği (İGÖ)” kullanılmıştır. Kahramanmaraş ilinde Tekstil işletmelerinde çalışan 398 katılımcılardan elde edilen veriler SPSS 25.0 istatistik programı ile analize tabi tutulmuştur. Bulgular – Çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda; kurumsal boyuttaki psikososyal risklerin iş güvenliğini pozitif ve anlamlı olarak etkilediği ayrıca, psikososyal risk etmenleri alt boyutlarından performans, motivasyon, problem çözme boyutlarının iş güvenliğini pozitif yönde etkilediği, iyilik hali boyutunun ise iş güvenliğini negatif yönde etkilediği saptanmıştır. Çalışmada yordayıcı değişkenlerin iş güvenliği üzerindeki göreli önem sırası; performans, motivasyon, problem çözme ve iyilik hali olarak belirlenmiştir. Tartışma – Sertleşen rekabet koşullarına artan dijitalleşmenin eklenmesi ile çalışanlardaki psikososyal riskler her geçen gün artmaktadır. Artan psikososyal riskler işyerlerinin güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Elde edilen sonuçlar; hem psikososyal risklerin iş güvenliğini etkilediği konusunda yeni bakış açılarına işaret edecek olması hem de alanyazına katkı sağlaması bakımından önem arz etmektedir.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1722 Nesnelerin İnterneti Teknolojisinin Muhasebe ve Denetim Sürecine Etkisi ve Muhtemel Riskler 2022-06-27T19:30:17+00:00 Musa Özçelik musaozcelik@tarsus.edu.tr Beyhan Beller Dikmen b.beyhanbeller@gmail.com Ali Deran alideran@gmail.com <p>Amaç – Bilgisayar ve İnternet bilgi için geçmişte insana bağlı olmuştur. Nesnelerin İnterneti kavramı ile birlikte bu konuda insana bağlılık azalmaktadır. İşletmelerde kullanımı her geçen gün artan bu teknoloji, verimliliği arttırdığı gibi muhasebe ve denetim süreci üzerinde de olumlu etkilere sahiptir. Her yenilikte olduğu gibi bu teknoloji ile birlikte olumlu etkilerin yanı sıra yeni riskler de ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Nesnelerin İnterneti teknolojisinin kapsamlı bir doküman ve içerik analizini yaparak muhasebe ve denetim sürecine etkilerini tespit etmek ve ortaya çıkardığı riskleri belirleyerek çözüm önerileri sunmaktır. Yöntem – Bu çalışmada, literatürde yer alan ikincil veri kaynakları kullanılarak doküman analizi ve içerik analizi olarak ifade edilen nitel araştırma yöntemleri aracılığıyla analiz yapılmıştır. Bulgular – Çalışma bulgularımıza göre Nesnelerin İnterneti teknolojisinin; gerçek zamanlı kayıt, kayıt hatalarını azaltma, maliyet yönetimini iyileştirme, dijital raporlamaya imkân verme, denetçilerin kanıt toplama faaliyetlerini kolaylaştırma ve stok denetimini kolaylaştırma gibi olumlu etkilerinin yanı sıra veri analizi, maliyetler ve siber güvenlik gibi sorunları da vardır. Tartışma – Blok Zinciri, Metaverse ve Web 3.0 gibi teknolojiler ile Nesnelerin İnterneti kavramı yeni bir boyuta geçmekte ve insana olan ihtiyaç azalmakta olsa da doğru kararlar için insana ait beş duyuya her zaman ihtiyaç olacağı düşünülmektedir.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1723 The Role of Digital Innovation in Collaboration Business Systems in the COVID-19 Pandemic Process: A Case Study 2022-06-27T19:32:45+00:00 Hasan Tutar hasantutar@ibu.edu.tr Selçuk Nam snam@sakarya.edu.tr <p>Purpose – In collaboration with business systems and many other fields, digital technologies are used in companies' decision-making processes, product designs, and many areas of production of goods and services. Firms need collaborative business systems to focus on their capabilities and outsource to other businesses. This study examines managers' opinions on enterprises' collaborative business strategies and digital innovation capabilities during COVID-19. Design/methodology/approach – The research was carried out in nine companies operating in the manufacturing sector in the Marmara Region. The ISO 44001 classification is based on the determination of the companies' collaborative business systems. Innovation capacity components were used to determine the innovation capability of the firms. The research method was designed according to the qualitative research method (case study). The research was conducted with the data collected through a semi-structured interview form with company managers. Descriptive analysis technique was used in the analysis of the data. Findings – The analysis findings show that digital innovation effectively strengthens the business capabilities of businesses, and cooperation strategies reduce company costs and provide a competitive advantage during the COVID-19 pandemic. Discussion – The necessity of structuring business processes with a focus on digital technology during the pandemic period has caused the organizational structures of enterprises to be flexible. This flexibility has brought along a new management and organizational structure, as well as a new leadership approach such as technology leadership. As a result, innovative information systems that meet the need for cooperation, operational capabilities of enterprises and competent human resources come to the fore in the success of cooperation processes.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1724 Kısa Vadeli Borçlanmanın Aktif Karlılığı Üzerindeki Etkisi: BIST Sınai Endeksi Örneği 2022-06-27T19:34:55+00:00 Servet Say servetsay@selcuk.edu.tr Mesut Doğan mesutdogan07@gmail.com <p>Amaç – Günümüz küresel rekabet ortamında işletmelerin varlıklarını etkin kullanmaları ve bu varlıkların yönetilmesi önem arz etmektedir. Yabancı kaynaklar ve özkaynaklar olarak varlık finansmanı için kullanılan bu kaynaklar da işletme karlılığını etkilemektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı kısa vadeli borçlanmanın aktif karlılığı üzerindeki etkisini tespit etmektir. Yöntem – Çalışmada 2009-2020 yılları arasında kesintisiz olarak Borsa İstanbul Sınai Endeksi’nde (BIST-XUSIN) faaliyet gösteren 96 firmanın verilerinden yararlanılmıştır. Ampirik analizlerde Im, Pesaran &amp; Shin (IPS) birim kök testi, LM (Lagrange Multiplier) ve CD (Cross Section Dependent) yatay kesit bağımlığı ve SUR tahmincisi (Seemingly Unrelated Regressions-SUR) yöntemleri kullanılmıştır. Bulgular – Geliştirilen modeller sonucunda imalat sanayi firmaları açısından kısa vadeli borçlanma ile aktif karlılığı arasında negatif bir ilişki tespit edilmiştir. Tartışma – Borsa İstanbul (BIST) sınai endeksinde faaliyet gösteren firmaların kısa vadeli borçlanma şekilleri aktif karlılıklarını etkilemektedir. Söz konusu firmalar özellikle toplam kaynaklar içerisindeki kısa vadeli borç oranını optimum seviyede tutarak karlılığını artırabilirler. Ayrıca BIST sınai endeksindeki firmalar alacakların tahsilatını daha etkin bir şekilde yönetmesi ve optimum sermaye yapısına ulaşması aktif karlılığının artmasına yardımcı olacaktır.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1725 Maliyet ve Performans Planlamasına İlişkin İmalat İşletmelerinde Bir Uygulama 2022-06-27T19:37:49+00:00 Osman Yılmazcan osman.yilmazcan@gedik.edu.tr <p>Amaç – Üretim işletmelerinde maliyetleri minimize etmeye yönelik, işçi devrini önleyici ve iş barışını koruyucu bir üretim performans ve maliyet planlaması modelinin oluşturulması bu çalışmanın amacıdır. Bu amacın başarılması, işletmenin finansal amacının gerçekleştirilmesine önemli katkı sağlayacaktır. Yöntem – Uygulamalı araştırmalar kapsamında yapılan bu çalışmada, çok departmanlı imalat işletmeleri çalışma konusu edilmektedir. Model, imalatın üretim destek merkezlerinin katkılarıyla çok sayıda üretim merkezinde gerçekleştirildiği işletmeler için ideal özelliklere sahiptir. Model, imalat işletmelerinde çalışan direkt işçiler için öncelikle aylık detayda çalışma takviminin oluşturularak net çalışma saatleri ve işçilik performansaları üzerine kurulan üretimin direkt ve endirekt işçilik saatlerinin belirlenmesi, buna dayalı işçi sayısının saptanması, aylık üretim dalgalanmalarının yarattığı işçilik sayısında artış ve azalışların optimize edilme tekniği ile bir yandan işçilik maliyetlerinin minimize edilmesi diğer yandan iş barışının korunması böylece işletmenin sosyal sorumluluk anlayışının güçlü bir biçimde korunmasını olanaklı kılmaktadır. Maliyet minimizasyonunu sağlayan bu model, ticari işletmelerin ana amaçlarının gerçekleşmesine önemli katkı sağlamaktadır. Modelin birinci bölümü daha önce bu dergide ele alınmıştır. Bu çalışmada modelin tamamı yeni verilerle bir bütün olarak ele alınmaktadır. Bulgular – Modelin ilk bulgusu işçilik çalışma takvimidir. Bu takvim işçilik ve genel üretim giderlerine baz teşkil edecektir. 2022 yılı itibariyle saat ücretli işçiler, toplam 2730 saat çalışacaklardır.Bu sürenin 2122,5 saati fiilen imalatta geçecektir. Çalışma takviminin verileri ve işçilik imalat performans hedefleri, modelin ikinci bulgusu olan direkt ve endirekt işçilik saatlerinin ve departmanın işçilik kapasitesinin belirlenmesini olanaklı kılacaktır. Direkt ve endirekt işçilik saatlerinden hareketle departmanın aylık işçi sayılarının belirlenmesi, üçüncü bulgu olarak belirtilebilir. Performans hedefleri ve imalat birimininin planlanan faaliyet hacmine (üretim miktarı) göre 92.635 saatlik işçilik çalışma süresine ve aylık 27 ile 50 kişi arasında değişen işçiye ihtiyaç duyulmaktadır. Modelde öngörülen tekniğe göre; aylık üretim dalgalanmaları ve net çalışma saati farklılıklarının ortaya çıkardığı ek işçilik ihtiyacı veya işçi fazlalığının neden olacağı işçi alımı ve çıkarımı ortadan kaldırılmakta, fazla mesai uygulaması ile işçi sayısı 34 olarak sabit tutulup, ek işçi ihtiyacının duyulduğu aylarda fazla mesai yapılarak sorun çözülmektedir. Bu yaklaşım departmanın işçilik maliyetinin optimize edilmesini sağlamaktadır. Modelde ele alınan üretim işletmesinde, yıllık toplam 4470 saat fazla mesai yapılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buna karşılık, 77 kişinin işe alınıp çıkarılması maliyetinden kurtulunmuş olunacaktır. İşin parasal yönünün dışında daha da önemlisi, iş barışı ve işletmenin stratejik sosyal sorumluluk anlayışı korunabilmiş olunacaktır. Modelin sağladığı bu çözüm netice olarak departmanın işçilik maliyetlerine ek olarak genel üretim giderlerinin de minimum seviyede tutulabilmesini olanaklı hale getirecektir. Tartışma – Performansa dayalı departman maliyetleri bütçelemesi modeli ile işletmenin stratejik amaçlarının gerçekleştirilebilmesi hedeflenmekte ve bu imalat birimi bazında kolayca gerçekleştirilmektedir. Modeldeki örnekte yer alan bir işletmenin yıl içinde sadece bir imalat departmanında 77 kişinin işe alınıp işten çıkarılması gerektiği hesaplanmaktadır. Örneğin 50 imalat departmanlı işletmelerde (telekomünikasyon vb.) sorun çok daha büyüyecektir. İşçi alımı ve çıkarımının aylık seyir izlediği işletmelerde, sadece iş barışı bozulmakla kalmayıp; üretim maliyeleri de yükselmekte, makine ve teçhizatın teknik ömrü acemi kullanımlarla azalmaktadır. Model, analitik bir yaklaşımla, iş barışı ortamını koruyabilme ve departman maliyetlerini asgari düzeyde tutabilmenin metodolojisini ortaya koymaktadır.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1727 Akıllı Turizm Uygulamalarının Otel İşletmeleri Açısından Değerlendirilmesi: Kırgızistan Örneği 2022-06-29T10:57:43+00:00 Burulça Turdubaeva turdubaevab8@gmail.com Mustafa Murat Kızanlıklı muratm.kizanlikli@manas.edu.kg <p>Amaç – Bu çalışmanın temel amacı akıllı turizm teknolojilerinin Bişkek’te bulunan otel işletmelerindeki kullanım durumunu araştırmak, misafirlere sağlanan hizmetlerin hangi akıllı uygulamalar ile sunulduğunu ve akıllı uygulamaların yöneticilere ve işletmelere sağladığı faydaları tespit etmektir. Yöntem – Çalışmada Bişkek şehrindeki üç, dört ve beş yıldızlı otellerdeki yöneticilerin akıllı turizm uygulamalarına yönelik değerlendirmeleri anket tekniği kullanılarak araştırılmıştır. Araştırmada evrenin tamamına ulaşmaya çalışılmış ve eksiksiz doldurulan 101 anket formu üzerinden veriler analiz edilmiştir. Anket formu araştırmaya gönüllü olarak katılmak isteyenlere 2021 yılı Mayıs ve Haziran aylarında uygulanmıştır. Verilerin analizinde yüzde ve frekans dağılımları ile t testi ve ANOVA testinden yararlanılmıştır. Bulgular – Elde edilen bulgulara göre, yöneticilerin büyük kısmı akıllı turizm teknolojilerini kullanmanın oda satışlarını, hizmet kalitesini ve müşteri memnuniyetini arttırdığını, işletmelere zaman tasarrufu ve rekabet avantajı sağladığını buna karşın işletme maliyetlerini arttırabileceği yönünde bir algıya sahip oldukları tespit edilmiştir. Araştırma hipotezlerinde ise, katılımcıların akıllı turizm teknolojilerinin olası faydalarına ilişkin algılamaları cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermezken, diğer değişkenlere göre (yaş, eğitim, sektörde çalışma süresi ve işletmenin yıldız sayısı) bazı farklılıklar tespit edilmiştir. Tartışma – Bişkek’teki konaklama işletmelerinin kullandığı teknolojik uygulamaların çok da eski olmadığı, yapılacak bazı iyileştirmeler ve planlamalarla güncel olan uygulamaların yakalanabileceği belirtilmektedir. Bundan dolayı Bişkek’teki otel işletmelerini akıllı ve sürdürülebilir teknoloji kullanımı yolunda ilerlediği söylenebilir. Araştırmaya katılan konaklama işletmeleri, akıllı teknolojilerin uygulanmasına olumlu baktıklarını, bu teknoloji uygulamalarının Kırgızistan için prestij sağlayacağını ve ekonomik katma değer oluşturacağını vurgulamışlardır. Teknolojik gelişmelerin çok hızlı yaşanması nedeniyle, araştırmaya katılan yöneticilerin konaklama işletmelerinde kullanılan güncel uygulamaları takip edememeleri ve bu araştırmada bahsedilen akıllı turizm teknolojileri hakkında bilgi sahibi olmamaları ihtimali araştırma için önemli bir sınırlılık olarak ifade edilebilir.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1728 Correlates of Turnover: Salary and Bonuses 2022-06-29T11:06:13+00:00 Emre Ekinci emekinci@ku.edu.tr <p>Purpose – This paper investigates how salaries and bonus payments are related to turnover. Design/methodology/approach – The wealth maximization hypothesis posits that turnover is negatively related to the worker’s expected future earnings at the current firm. Thus, salary and bonuses should be related to turnover to the extent they provide information about the worker’s future earnings at the firm. To evaluate this hypothesis, this paper uses data coming from the personnel records of a medium-sized US firm in the financial services industry. Results – The regression results show that pay variables are serially correlated and they signal future promotions in the firm. Thus, both salaries and bonuses provide information about the worker’s future earnings through these two channels. Further, as predicted by the wealth maximization hypothesis, both salaries and bonuses are related to turnover. In particular, the results show that the growth rate of salary and bonus size (as well as earning a bonus in the current year) are negatively related to turnover. Discussion – The findings of this study underscore the importance of pay variables on turnover behavior. While most existing studies focus on salaries, thereby ignoring bonuses, the current analysis shows that bonus payments are an important determinant of turnover. Hence, in addition to providing workers with effort incentives, the retention function of bonuses should be taken into account for designing optimal compensation schemes.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1729 Hikaye Anlatımının Kurumsal İletişim Bağlamında Değerlendirilmesi: Mustafa Koç Örneği 2022-06-29T11:07:47+00:00 İrem Koca iremkoca@maltepe.edu.tr Nihal Paşalı Taşoğlu nihal.pasali@kocaeli.edu.tr <p>Amaç – Bu çalışmanın amacı kurumsal iletişim bağlamında Koç Holding eski yöneticisi Mustafa Koç’un vefat haberlerini ele almak ve bu haberlerdeki hikaye anlatımı unsurlarını incelemektir. Bu çerçevede de bir lider olarak Mustafa Koç’un ve dolayısıyla Koç Holding’in kitlelere nasıl yansıtıldığı ve bu haberlerde hangi hikaye örüntülerinin kullanıldığı saptanacaktır. Yöntem – Gerçekleştirilen çalışmada içerik analizi yöntemi kullanılarak Mustafa Koç’un vefatına dair haberler incelenmiştir. Haberlerdeki hikaye temaları içerik analizine tabi tutulurken Tobias’ın “20 Master Plots and How to Build Them” adlı kitabındaki hikaye örüntüleri baz alınmış, bu örüntüler iş yaşamına uyarlanmıştır Bulgular – Temel alınan 20 adet hikaye örüntüsünden 9 tanesinin incelenen haberlerde yer aldığı tespit edilmiştir. Yine bu bağlamda incelenen haberler, örüntüler kapsamında kategorilere ayrılmıştır. Kategoriler Mustafa Koç’un kişisel yaşamını, iş hayatını ve vefat sürecini kapsamaktadır. Bu üç ana başlık altında ise daha ayrıntılı bir biçimde bir lider olarak Mustafa Koç’un kamuoyuna nasıl yansıtıldığı irdelenmiş ve yine kategorilere ayrılmıştır. Böylece Mustafa Koç’un “sporsever”, “hayvansever”, “saygın ve eğitimli”, “ailesine düşkün”, “başarılı”, “sosyal sorumluluk sahibi ve herkes tarafından sevilen” bir lider olarak kamuoyuna yansıtıldığı tespit edilmiştir. Tartışma – Kuvvetli bir kurumsal iletişim bağı için artık belirli sınırlar içerisindeki iletişim faaliyetleri yeterli gelmemektedir. Hem kurumlar tarafından hem de medyalar tarafından kullanılabilen hikaye anlatımı, lider unsuru ile birleştiğinde kurumların iletişim çalışmalarına farklı bir boyut kazandırmaktadır. Bu çalışma da hikaye anlatımı ögelerinin bir medya aracı olarak gazetelerde nasıl kullanıldığı, bir kurum liderinin ve bu bağlamda kurumun nasıl yansıtıldığı ortaya çıkarılmıştır. Çıkarılan bu sonuçlarla beraber alana yönelik bir bakış açısı sağlanmış ve hikaye anlatımının kullanımı ortaya konulmuştur.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022 https://www.isarder.org/index.php/isarder/article/view/1730 Sosyal Medyanın Müşteri Şikâyet Yönetimi Üzerine Etkisi: Özel Sağlık Kurumlarında Bir Araştırma 2022-06-29T11:10:56+00:00 Müberra Yurdakul muberra.yurdakul@dpu.edu.tr Yasemin Ak yaseminak43@gmail.com <p>Amaç – Araştırmanın amacı, sosyal medya üzerinden paylaşılan müşteri şikâyetlerinin tespit edilmesi, özel sağlık kurumlarının sosyal medya platformlarındaki müşteri şikâyetlerine yaklaşımları ve bunları yönetme biçimlerinin incelenmesidir. Yöntem – Araştırma verileri, Türkiye’de müşteri şikâyetlerinin paylaşıldığı bir platform olan sikayetvar.com web sitesi üzerinden 2018 yılı “Ocak, Şubat, Mart” ayları dahil edilerek, en fazla şikâyetin yer aldığı ilk üç özel sağlık kurumu üzerine nitel olarak kurgulanmıştır. Sosyal medyadaki şikâyetlerin incelenmesinde veri toplama yöntemi olarak doküman incelemesi ve yorumlama kısmında içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bulgular – Türkiye’de önde gelen özel sağlık kurumlarının sosyal medyadaki müşteri şikâyetlerini, klasik müşteri şikâyetlerinden farklı algılamadıkları ve henüz farklı yönetsel süreçlerin de gerçekleştirilemediği tespit edilmiştir. Tartışma – Müşteriler kendilerini baskı altında hissetmeden, rahat ve hızlı bir şekilde şikâyetlerini sosyal medyada paylaşabilmektedir ve böylece diğer müşterilerin sağlık kurumu seçim kararlarını da etkilemektedir. Sosyal medya üzerinden paylaşılan müşteri şikâyetlerinin özel sağlık kurumları tarafından farkına varılması sağlanmış dolayısıyla klasik şikâyet yönetim anlayışından farklı bir yönetim anlayışının gerekli olduğu yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Bu araştırmanın, sosyal medyadaki şikâyetlerin etkin yönetimi konusunda özel sağlık kurumları üst yönetimine ve şikâyet yönetim birimlerine katkı sağlaması beklenmektedir.</p> 2022-06-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2022